4B sözleşmeli personel kadroya geçer mi ?

Kaan

New member
4B Sözleşmeli Personel Kadroya Geçer mi?

Bana sorarsanız, 4B sözleşmeli personelin kadroya geçmesi meselesi, sadece bürokratik bir tartışma değil; aynı zamanda adalet, iş güvencesi ve Türkiye’deki çalışma düzeni üzerine yeniden düşünmemizi gerektiren bir sorundur. Gerçekten kadroya geçiş söz konusuysa, bu herkes için eşit bir fırsat olmalı mı? Yoksa bir ayrıcalık yaratmak, "kadro" fikrini çarpıtmak mı? 4B’li personel, yıllarca aynı işi yapan, sabırlı ve özverili çalışan, hakkını aramak zorunda kalan bir grup olarak gerçekten kadro hakkını hak ediyor mu? Haydi, bu soruları tartışalım…

Kadroya Geçişin "Gerçek" Anlamı: İş Güvencesi mi, Statü mü?

Kadroya geçiş meselesi aslında daha önceki yıllarda 4B’li personellerin haklarını savunmak adına atılmış bir adımdı, fakat gelinen noktada bu hakların ne kadar tam olarak verildiği tartışmaya açık. Çünkü kadro, yalnızca iş güvencesi sağlamakla kalmamalı, aynı zamanda işin içeriğinde ve çalışma koşullarında iyileştirmeler de yapılmalı. Kadroya geçiş, çalışanları sözleşme sisteminin baskılarından kurtarmak, onları daha güvenli bir iş hayatına kavuşturmak için gereklidir. Fakat pratikte durum öyle mi?

4B’liler, yıllarca belirsizlik içinde çalıştılar ve sürekli olarak sözleşmeleri yenilendi, tazminatları yoktu, yıllık izinleri sınırlıydı ve en temel haklar konusunda bile ciddi eksiklikler vardı. Bu kadar uzun süre sözleşmeli olarak çalışmanın karşılığında kadro hakkı verilmesi, bir anlamda devlete güven duymayan, iş güvencesi arayan çalışanların talebi olarak görülebilir. Ancak bu kadroya geçişin ne kadar sağlıklı olduğu başka bir soru işareti.

Kadronun Adaletsizliği: Herkesin Kadroya Geçmesi Mümkün mü?

Hangi 4B’li kadroya geçebilecek? Bunu kim belirliyor? Cevap, en basit haliyle "devlet" diyor. Ancak burada ciddi bir adaletsizlik ve belirsizlik var. Çünkü devlet, kadroya geçiş için belirli kriterler koymakta ve herkesin eşit fırsatlarla başvurmasını engellemektedir. Belirli alanlarda çalışan 4B’liler bile, aynı kategoride olmalarına rağmen farklı tercihlerle karşı karşıya kalabiliyor. Devletin, kadro geçişlerinde çalışanların uzmanlık alanlarına veya yıllarca edindikleri deneyimlere göre bir ayırım yapmaması, oldukça tartışmalı bir durum. Bu, zaten zayıf bir güven duygusu yaratmışken, çalışanları daha da izole eden bir yaklaşım gibi görünüyor. İşin içine "kriter" ve "tercih" faktörlerinin girmesi, kadro geçişini daha da karmaşık hale getiriyor.

Kadronun sadece liyakat esasına dayalı olması gerektiği savunuluyor, ancak mevcut sistemde bu liyakat meselesi pek de net bir şekilde işlemiyor. Liyakat, sadece belli alanlarda geçerli oluyorsa, o zaman bu sadece bir "etik" sorunu değil, çalışma hayatının adalet anlayışını sorgulayan bir mesele haline geliyor.

Erkeklerin Stratejik Bakışı: Gereklilik mi, İhtiyaç mı?

Erkeklerin genellikle "stratejik" ve "problem çözme odaklı" bakış açıları düşünüldüğünde, kadroya geçişin gerçekten "gereklilik" olup olmadığı tartışılabilir. Çalışanların kadroya geçişi yalnızca toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle alakalı değildir. Çoğu erkek, kadroya geçişin mesleki olarak bir adım atma anlamına gelmediğini, aksine mevcut statülerinin daha fazla "güven" sağlama adına büyük bir tıkanıklık yaratabileceğini savunuyor. Kadroya geçişin aslında bir "mesleki sıçrama" olamayabileceği görüşü, stratejik düşünceyi temsil ediyor. Kadro geçişinin bazı durumlarda fazla bürokratik bir süreç olduğu ve asıl işin yapılması gerekliliğinin bu süreçte kaybolduğu eleştirileri de mevcut.

Sadece istikrarlı ve düzenli bir iş arayışında olan biri için kadroya geçiş önemli olabilirken, bazı erkek çalışanlar bu geçişin yerine daha yaratıcı çözümler aramak gerektiğini savunuyor. Yani kadroya geçişin, tek çözüm yolu olmadığı görüşü de oldukça yaygın.

Kadınların Perspektifi: Empatik Bakış, Sosyal Güvence İhtiyacı

Kadınların empatik ve insan odaklı bakış açısı, kadro meselesine daha fazla "insan hakları" üzerinden yaklaşmaktadır. Çoğu kadın çalışan, 4B sözleşmeli olarak çalışmanın ailelerini geçindirme açısından, çocuklarına iyi bir gelecek sunma açısından yaratabileceği güvencesizliği vurgulamaktadır. Çünkü kadınlar, genellikle toplumsal cinsiyet rollerinin etkisiyle daha fazla sosyal güvenceye ihtiyaç duyan, iş güvencesizliği sebebiyle kaygı yaşayan bireylerdir. Kadro, bu bağlamda bir "hak" olmaktan çok, temel bir güvenceye dönüşür. Kadro geçişinin kadınlar için anlamı, sadece iş güvenliği değil, aynı zamanda kendilerine ve ailelerine duydukları sorumlulukları yerine getirebilme yeteneğiyle doğrudan bağlantılıdır.

Kadınların bakış açısı, işin maddi boyutunun çok ötesindedir. Sosyal güvence, sağlık hakları, istikrar gibi insani değerlerin ön plana çıktığı bir alan olarak kadroya geçiş, erkeklerin daha stratejik bakış açısından farklıdır. Kadınların bu konuda daha hassas olması, toplumun farklı kesimlerinden gelen kadınları daha çok etkiliyor.

Kadrolu Geçişin Sorunları: Çözüm Gerçekten Bu mu?

4B’li personelin kadroya geçişi meselesi çok yönlü bir konudur. Bir tarafta çalışma güvenliği sağlanıyor diyoruz, diğer tarafta bürokratik engeller ve eşitsizlikler var. Kadroya geçişin, yalnızca istihdamı güçlendiren değil, aynı zamanda daha insancıl ve gerçekçi çözümler geliştirecek bir reform haline gelmesi gerektiği de bir gerçektir. Çünkü burada işin içinde sadece iş güvenliği değil, çalışma koşullarında da ciddi iyileştirmeler yapılması gerektiği ortadadır.

Peki, gerçekten her 4B’li kadroya geçmeli mi? Ya da kadro geçişi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren bir araç haline mi geliyor? Sorular, tartışmayı derinleştiriyor.
 
Üst